evden eve nakliyat taşıma sorunları

Şurası gerçek: İstanbul’da trafik sorunlarını çözmek belki mümkün değil ama bunları hafifletmenin yegâne yolu toplu taşımayı adam etmek.
Geçen hafta İstanbul’un trafik sorunuyla ilgili yazdığım önerilere onlarca okur mektubu aldım. Okurların hemen hemen tamamı benzer bir durumu anlatıyor ve aynı meşru soruyu soruyordu.
Mesela bir okuyucum, “Kozyatağı’nda oturuyorum ve Maslak’ta çalışıyorum. Toplu taşımayla Maslak’a iki vasıta değiştirerek gidebilirim ancak. Bu da
önemli değil ama bindiğim otobüslerde hep balık istifi bir vaziyetteyiz. Benim bir otomobilim de var. Köprü geçiş ücreti ne kadar caydırıcı hale gelirse gelsin, o otobüslere binmek yerine otomobilimle Maslak’a gider gelirim” diyordu.
Okuyucum, toplu taşıma araçlarında daha insani şartlarda seyahat imkânı doğmadıkça otomobilini kullanmaktan vazgeçmeyeceğini çok net ifade etmişti. Meşru soru da şuydu: ‘Peki otomobillerimizi kullanmayalım, trafik rahatlasın ama ne zaman belediye otobüslerinde insan gibi seyahat edebileceğiz?’
Bir başka okuyucum, özel otomobili olmadığını ve yıllardır eviyle işyeri arasında otobüslerle yolculuk yaptığını söylüyor ve belediye otobüsleriyle halk otobüslerinin durumundan şikâyet ediyordu.
Bütün bu şikâyetler çok anlamlı. İstanbul’da ciddi bir toplu taşımacılık sorunu var.
Şunu kabul etmek lazım, İstanbul kolay bir şehir değil. Sadece şehrin coğrafyası bile bu şehri yaşanması çok zor bir yer haline getiriyor zaten. Bir de şehrin altyapı eksiklerini ekleyin… Yıl 2005 ve bu şehirde daha yeni metro inşaatı yapılıyor. Bütün taşıma toprak üstünde ve nüfusu tam ortadan bölen bir koca deniz var, o ulaşımın tamamı da suyun üstünden.
Yerin üstünde yer son derece kısıtlı ve taşıma kapasitesi de kısıtlı. Şimdiden şehrin iki Boğaz Köprüsü var, bıraksanız üçüncü ve dördüncü köprüleri yapmak için kapıda bekleyen çok, ama o köprülerin yolları olmadıktan sonra ne işe yarayacakları meçhul.
Suyun altından geçiş için ilk çalışmalar başladı ama bunun kapasitesi de ister istemez sınırlı. Ve daha önemlisi İstanbul’da şehir içi ulaşımı planlayıp ona göre yatırım yapacak ve kentin bütün gelişimini buna göre yönlendirecek bir kapasite yok. O yüzden Kozyatağı’nda 100 binden fazla insana konut yapılıyor ve onların taa Maslak’a çalışmaya gitmesi bekleniyor. Veya İkitelli’ye binlerce konut inşa ediliyor ve o insanların ticari kamyon trafiğinin zaten çok yoğun olduğu iki gidiş iki gelişli tek bir yoldan ana artere kadar gidip gelmeleri bekleniyor.
İstanbul, tarihinin hiçbir döneminde yönetilmemiş ve dolayısıyla yönlendirilmemiş bir şehir. Bu yönetimsizlik bugün iyice sırıtıyor. Örneğin bu satırları yazdığım odadan Bağcılar’ın bir bölgesi gözüküyor. Tam karşımda devasa bir inşaat var, tabelasına göre fabrika yapılıyor ama görünüşe göre burası bir iş merkezi de olacak aynı zamanda. Ve bu devasa inşaatın etrafında tek şeritli yollar var, bir otopark ise gözükmüyor.
İstanbul’un derdi bitmez anlayacağınız…

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
evden eve nakliyat

evden eve nakliyat